7 Ağustos 2010 Cumartesi

intiharımdan herkes sorumludur

varlıkbilime* yaklaşımımın doğal sonucu intihar notu bırakmamaktır. varlığını kendi elleriyle yok kılan birinin ontolojiyle ilgisi olamaz. ama hani 'ben kimim' diye kendi içimde bitmez yollara düşmemiş olsaydım ya da varlıkbilim diye bir bilimdalı var olmasaydı. intihar edecek olsaydım, böyle yazardım. sırf toplumsal klişemize inat. neymiş "intiharımdan kimse sorumlu değildir". sen böyle yazdın diye polis olağan şüphelileri gözaltına almaktan vaz mı geçecek? yine de hüzün verici bir durum.

vaktin birinde, gazetede bir haber okudum. marmara üniversitesi iletişim fakültesi gazetecilik bölümü'nde ve dördüncü sınıfta okuyan biri şişli'de kaldığı öğrenci yurdundan; yedinci kattan atmıştı kendini. günahkar olmadığını haberin devamından anlıyorduk, yere çakılmıştı. yerin yedi veya daha az kat altına geçmemişti. çalışma masasının üzerinde bulunan notta "intiharımdan kimse sorumlu değildir" yazıyordu.

gelin şu 'ölünün arkasından konuşmama' tabusunu devirelim. birinin yüzüne karşı söylediğiniz veya söyleyebileceğiniz bir şeyi ölümüyle gündeme gelmesi sonrasında söylemeniz, ölüme ve ölüye saygı duymadığınız anlamına gelmez. zaten bu da ayrı bir konu. içinizde toplumun 'saygısızlık' olarak nitelendireceği bir istek varsa ve bunu bastırmak yerine açığa vurmuşsanız, bence kendinize saygı duymuşsunuz demektir. eğer bastırsaydınız ona saygı denmezdi ki. saygı da sevgi gibi içten gelen bir duygudur. zorla güzellik olmaz. zorla birini/bir şeyi sevemezsiniz. sayamazsınız da. sayarmış gibi görünürsünüz yalnızca.

yanlış yapmışsın arkadaşım. dünyayı değiştiren yalnızca biziz. insanlar. nebatat ve hayvanat değil. cansız varlıklar olan hava-su-ateş-toprak da toplama vurulduğunda bizden etkili değil. öyleyse seni intihara götüren yolun mimarı da hepimiziz. işte bu yüzden kimsenin sorumlu olmadığını savunduğun intihardan herkes bir parça sorumludur. ama iğne ucu kadar, ama deve kadar. insan bir nokta ve yaşam düzlemse, noktanın çevresinde yer alan ve yaşama açılan her kapıyı teker teker kapatan, intihardan ve dolayısıyla ölümden başka seçenek bırakmayan biziz.

yine de yanlış yapmışsın. ben de kalemi şah damarıma saplamaya iki; altıncı kattan beton zemine atlamaya üç adım ötedeyim, inan. ama yapmıyorum bunu. yaşamak harika olduğu için mi sanıyorsun?

az buçuk yaşama sevincim ve isteğim var. onu da yitirecek olursam başvuracağım yol kendini öldürmek değil, yaşamamayı seçmek olacaktır. ölüm, yaşamın karşıt anlamlısıdır. pekala 'yaşamamak' ölmek ile anlamdaş mıdır?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder